15 Aralık 2016 Perşembe

Yaşamak için neye ihtiyacımız var?


     Şu hayatta ne için yaşıyoruz? Amacımız ne? En önemlisi de istediklerimizi yapabilmek için ne kadar vaktimiz var? Unutmamak gerek ki vaktimiz ömrümüz kadar ve ne kadar ömrümüz kaldığını bilmiyoruz. Etrafımdaki insanlara ve kendime bakıyorum; Çoğumuz istemediğimiz hayatlar yaşıyoruz, biraz kullanıp sonra atacağımız kıyafetleri, ayakkabıları alabilmek hiç ihtiyacımız olmadığı halde deli gibi yatırım yapabilmek için sevmediğimiz işlerde çalışıyoruz. O çok istediğimiz kıyafeti ve ayakkabıyı aldık diyelim, işe giderken giydik. Peki o işyerinde sevmediğimiz işi yaparken sevdiğimiz kıyafetleri giydiğimiz için mutlu muyuz? İçinde yaşadığımız güzel bir evimiz var, arabamız var yani bu tür temel ihtiyaçlara sahibiz diyelim ama yine de daha fazla mal mülk için çırpınıyoruz. Hiç ihtiyacımız yokken yeni bir ev aldık diyelim, o evi alabilmek için sevmediğimiz işi yaparken yeni aldığımız ev bizi gerçekten mutlu edecek mi? Yeni mülkler edinip zenginliğimize zenginlik katarken bir de bakmışız hayat bitmiş ve biz kendimiz için yaşamayı unutmuşuz, bütün ömrümüz dünyaya mal mülk yığmakla geçmiş. Bizden sonrakilere elbet faydası olur ama peki biz!
     Sevmediğimiz bir iş bile olsa yaşamak için tabi ki çalışmak zorundayız ama yaşamayı da unutmadan yapmalıyız bunu. Sadece kendimizi düşünmekte sevdiklerimize zarar verir. Bence sevdiklerimize verdiğimiz zarar kendimize verdiğimiz zarardır. Bazı insanlar aileleri için hayatlarından fedakarlık yapmak zorundalar farkındayım ve bu insanlara büyük saygı duyuyorum. Sırf evladı üniversite okuyabilsin diye çift vardiya çalışan insanlar var.
     Keşke para bu kadar kıymetli olmasa. Keşke eğitim görmek isteyen birinin bunun için paraya ihtiyacı olmasa. Keşke evladını tedavi ettirmek isteyen annenin bunun için paraya ihtiyacı omasa. Keşke bütün çocukların sıcacık yuvaları olsa. Keşke insanlar ceplerindeki paraya göre yargılanmasa.
     Keşke yeni tanıştığımız insanların kolundaki saatinin, ayakkabısının markasına değilde sadece gözlerinin içine baksak.
     Kafama esti yine aklıma geldiği gibi yazdım. Kimse okumasa bile kendime yazdım. 

30 Kasım 2016 Çarşamba

yaş 35 eder yolun yarısı ve ben kendimle hesaplaşmaya başlarım

     Aşırı mütevazilikten dolayı kendimi ezik gibi hissettiğim durumlardan bıktım. Hani derler ya 'fazla tevazu gösterme öyle sanırlar' hah işte ben o durumdayım. Madem şairin de dediği gibi yolun yarısındayım, başladım kendimle hesaplaşmaya. Bu böyle gitmez. Yetmez mi yahu 35 yıl bu şekilde yaşadım, ömrümün geri kalanında da başka şekilde yaşayayım. Mesela hak edene ağzının payını vermek bence harika bir şey. Hayatında biçbir şey başaramayıp ta kendini öve öve bitiremeyen dangalakları sabırla dinlemekten de vazgeçmeliyim. İnsanlar kırılmasın diye fazla düşünceli olmak ta ne yav Allah aşkına. Herkes bana karşı çok rahat vallahi, ben de rahatım bundan sonra. 'Serpil bana küsmez' hadi ya! Yahu ben hayatımda tuttuğumu koparan biriyim ama ağzımı açıp ta kimseye anlatmam. Kendimi övmem. Kendimi diğer insanlardan daha üstün görmem. Kimseye emirler yağdırmam. Kimseye naz yapmam. Yeter bence. Ha bir de tip meselesi var. Yahu o ne özgüven öyle. O özgünenin yarısı bende olsa victoria sicret mankeni olurum be. Ama 35 senelik huy çıkmıyor ki hemen öyle. Ama kararlıyım. Bugün üç kişinin gözlerinin içine bakarak ben seni, seni ve seni dinledim şimdi susup siz beni dinyeceksiniz deyip susturdum. Demek ki böylesi lazımmış. Hani yazmak istemiyorum ama bu durumlar için gayet müsait laflar var. Bugün bir kız gördüm sokakta; bir elinde telefon-tabi gözü telefonda- bir elinde köpeği, zavallı hayvanı gezmeye çıkarmış ama ne yola bakıyor ne köpeğe, göz telefonda, bir de bir süslenmiş püslenmiş off sorma, havasından geçilmiyor. Durdum izledim bu ne tip diye, önüne bakmadığı için az kalsın köpeğin üzerine düşecekti ve tabi ki bütün havası hemen söndü. Balon bunlar diyorum, ne diyeyim. 
     Neyse velhasılkelam, kendi değerimi azıcık ta olsa insanlara hissettirmeliyim ki benim canımı sıkmayı bıraksınlar. Bu yaşıma kadar edindiğim bütün becerileri, donanımları sanki sır gibi saklıyorum. Niye yav? manyak mıyım ben? 
     Yaş yolun yarısı olabilir ama hiçbir şey için asla geç olmaz son nefesi vermedikçe.

24 Eylül 2016 Cumartesi

Çeşme çiftlikköy'de sabah gezintisi ve çay aşkı







           Yahu ne zormuş arkadaş video düzenlemek. Dört dakikalık dandik bir video için iki saat uğraştım ve bir de internetin yavaşlığı telef etti beni. Ama oldu -sanırım-

           Geçen pazar sabahı ortanca kardeşle sabah yürüyüşü yaptık. Ben elimde kamera ile deliler gibi video çekmeye çalıştım ama serde acemilik var. Kamera elimde eğreti durdu ama yılmadım ve sonuç aşağıda :)

   

14 Eylül 2016 Çarşamba

Kurban bayramından farklı esintiler :P

Bugün bayramın üçüncü günü ve ben salçalık biber doğradım. Türk Annesinin kızı olmak çok zor be :)

11 Eylül 2016 Pazar

Canım çok sıkılıyor

     Canım çok sıkkın. Aklımdan geçen bütün herşey çok kasvetli. Yahu bazı akrabalarım beni sevmeye bilir. Beni sevmek zorunda değiller ama ailemdeki kişilerle aramı açmaya çalışmak ne yahu? Evde bana odaklı bir huzursuzluk var ve bunu yaratan kişi de şu anda bizim evde keyfine bakıyor. Bunu engelleyemiyorum, delirecek gibiyim. Hadi o sorunun kaynağı olan kişiyle konuşmayı bir süreliğine kestim kurtuldum ama ya bana darılan, bütün tepkisini bana yönelten babamla napıcam. Sabah evden çıktı gitti. Böylelikle güya kafası rahat olacak ama evde olsa bile ben sorunu büyütmezdim ki ama doğruya başkası büyütür. ÖFFF Koca koca insanlar çocuk gibi davranıyorlar. Gücüm yetse bunları bir güzel döver rahatlardım. Bunalıma girme meylinde olan her kız gibi kalktım kek yaptım en kakaolusundan. Tam 6 dilim yedim baktım sıkıntımın midemle ilgisi yok açtım supernatural'ı dean'ı seyrettim doya doya ama bu da olmadı. Bir saatimi de youtube'de geçirdikten sonra burada buldum kendimi. Birşeyler yapıp içimi dökmem lazım. Evdekilere anlatamam çünkü onlar benden deli. Beni savunanlar la bana karşı olanlar olarak ikiye ayrılıp küçük çaplı bir savaş yaratırlar. Şöyle akıllı uslu, hemen parlamayan aile bireyleri olsa ne iyi olurdu, şöyle bir tanecik bile olsa.-diyorum da ben akıllıyım sanki- Ha bide bir haftadır griple boğuşuyorum. Hastalık yüzünden datlumu öpüp koklayamıyorum. İnşallah kafadan çatlak olmak genetik değildir. Ailede sağlam yok be. Ben son yıllarda kendimi dizginlemek için çok uğraşıyorum ama an geliyor patlayıveriyorum. ÖFF be ulan şu üç günlük dünyada kendi kendimize çektirdiğimiz saçmalıklara bak be. kararım kesin sıkıntımın kaynağı olan kişiden uzak durucam durmasına da nasıl? Bu kişi hem beni ve ailemi sıkıntılara sürüklüyor hem de hastalandığı zaman ailecek seferber oluyoruz. Hem seviyoruz hem nefret ediyoruz gollum. Olayı gollum'a da bağladım iyi benim akıl kanatlanmış uçuyor demekki.

29 Temmuz 2016 Cuma

JAPON GÜLÜ VE RÜZGAR GÜLÜNÜ SEYİR.





            Yazlık evin bahçesindeki en sevdiğim ağaçtır kendisi. Bir de tam karşımıza rüzgar gülünü diktiler. Yani bence manzara harika.

            Bu güzelim çiçeklerin malesef ömürleri sadece bir gün ama ağaç bereketli maşşallah, her gün dört beş tane çiçek açıyor.

 

26 Temmuz 2016 Salı

EH İŞTE! AMA YİNE DE DEVAM.

www.benimmavim.blogspot.com.tr
           Aslında bugün yazacaklarımla ilgili daha iç açıcı bir fotoğraf eklemeyi düşünüyordum ama şu anki ruh halim budur. İş yerinde mideme kraplar sokacak bir hata yaptım ve bu hatayı nasıl yaptığımı düşünmekten kendimi çalışamaz hale getirmeyi başardım.  Bir de güzel ülkemde olan kötü şeyler zihnimin arka planında dönüp duruyor tabi, bunu da unutmamak lazım.

        Neyse! biraz da güzel şeylerden bahsetmek gerek. 
        
        Geçen  Perşembe günü Çokokerem'in bebek mevlüdünü okuttuk. Annesi datlumu damat gibi giyindirmişti ama bizimki çabuk sıkıldı ve o kıyafetler üzerinde ancak bir saat durabildi. Ama yine de güzeldi :) O gün datlum bir sürü hediye ve harçlık topladı. Yani şu an itibarı ile benden zengin :)

       Geçtiğimiz hafta sonu yazlık eve gittik ve iyi bir kafa dinledim. Pazar günü Altınkum Plajı'na gittik ve iyi ki gitmişim çok enteresan bir adam ve ördeğini seyrettim :) Adamın kucağında kocaman beyaz bir ördekle kumsalda boy göstermesi ile birlikte, şemsiyenin altında pinekleyen annemle bana seyirlik manzara çıktı :) Adam kucağındaki ördekle denize girdi, biraz ilerledi, ördeği suya bıraktı ve yüzmeye başladı. Adam nereye doğru yüzerse ördek te hem kafasını suya sokarak yıkandı hemde adamı takip etti, resmen köpek gibi :) 
Daha neler yaptım; ayaklarımı kuma gömdüm, kumda manyak gibi bir oyuk açtım ve tabi ki tırnaklarımın arası na giren kumları temizlemeye çalışırken sinir oldum, 'nasıl olsa yüzdüm ben istediğimi yerim' bahanesine sığınarak midemi abur cuburla doldurup akşamına pişman oldum :P

       Güzel günler öyle boş boş oturarak gelmez, çaba harcamak gerek.

        

EH İŞTE! AMA YİNE DE DEVAM.

www.benimmavim.blogspot.com.tr
           Aslında bugün yazacaklarımla ilgili daha iç açıcı bir fotoğraf eklemeyi düşünüyordum ama şu anki ruh halim budur. İş yerinde mideme kraplar sokacak bir hata yaptım ve bu hatayı nasıl yaptığımı düşünmekten kendimi çalışamaz hale getirmeyi başardım.  Bir de güzel ülkemde olan kötü şeyler zihnimin arka planında dönüp duruyor tabi, bunu da unutmamak lazım.

        Neyse! biraz da güzel şeylerden bahsetmek gerek. 
        
        Geçen  Perşembe günü Çokokerem'in bebek mevlüdünü okuttuk. Annesi datlumu damat gibi giyindirmişti ama bizimki çabuk sıkıldı ve o kıyafetler üzerinde ancak bir saat durabildi. Ama yine de güzeldi :) O gün datlum bir sürü hediye ve harçlık topladı. Yani şu an itibarı ile benden zengin :)

       Geçtiğimiz hafta sonu yazlık eve gittik ve iyi bir kafa dinledim. Pazar günü Altınkum Plajı'na gittik ve iyi ki gitmişim çok enteresan bir adam ve ördeğini seyrettim :) Adamın kucağında kocaman beyaz bir ördekle kumsalda boy göstermesi ile birlikte, şemsiyenin altında pinekleyen annemle bana seyirlik manzara çıktı :) Adam kucağındaki ördekle denize girdi, biraz ilerledi, ördeği suya bıraktı ve yüzmeye başladı. Adam nereye doğru yüzerse ördek te hem kafasını suya sokarak yıkandı hemde adamı takip etti, resmen köpek gibi :) 
Daha neler yaptım; ayaklarımı kuma gömdüm, kumda manyak gibi bir oyuk açtım ve tabi ki tırnaklarımın arası na giren kumları temizlemeye çalışırken sinir oldum, 'nasıl olsa yüzdüm ben istediğimi yerim' bahanesine sığınarak midemi abur cuburla doldurup akşamına pişman oldum :P

       Güzel günler öyle boş boş oturarak gelmez, çaba harcamak gerek.

        

14 Temmuz 2016 Perşembe

Balarısı'nın ilk iş günü :)

www.benimmavim.blogspot.com
     Bugün şu dakika itibarı ile Çokokerem ile tam 3 saat 22 dakikadır başbaşa ofiste çalışıyoruz :)   Annesi ile babası datlumu bana bırakıp alışverişe gittiler.  Datlum durmadığı için hızlı yazmalıyım. Özetle o ağladı ben Adele açıp dinlettim uyudu, uyandı oynadık, şimdi de beni seyrediyor minnakım.
     Çoook datlu. Galiba birazdan ağlamaya başlayacak. Bugün kerem benden çok kazandı valla tam 220 tl harçlık topladı sıpa :) Ofise alıştı galiba, hiç yadırgamadı eeee ne de olsa baba, amca ve hala mesleği :)
     Ha bu arada çocuk beni ilk defa gözlükle görünce bi tuhaf baktı. O'nunla ilgileneceksem gözlükleri çıkarıyorum ki mızıldamasın :)
     Hah anası babası geldi şimdi çokokerem için yemek vakti, benim için de iş vakti :)

Not : Ofis mis gibi bebek kokuyor, aaay çok güzel :D 

6 Temmuz 2016 Çarşamba

şeker bayramı :)



    Bu bayram da böyle geçiyor. Bayramlarda tatile gitmekten hoşlanmazdım ama fikrim değişti galiba :) zaten balarım yanımdaysa bana hep bayram :)
Bu bayramda bahçedeki limon çamlarını budadım, bahçe  suladım, plajda gün batımını seyrettim.
Bayram devam ediyor. Kötü haberlerin olmadığı güzel bayramları, mutlu bayramları hepimiz hak ediyoruz.

1 Temmuz 2016 Cuma

YAŞA GİTSİN



     Hani derler ya 'bugün varız yarın yokuz' kendime her zaman hatırlatırım. Bu gidişle ya bombayla patlatılıcaz ya kurşunlanıcaz ya da dertten ölücez. Sondan kaçış yok ama iyi bir sonu herkes hak etmez mi? Ülkenin ve Dünya'nın gidişatı belli... En iyisi kimseyi incitmeden, kırmadan, zarar vermeden kendi hayatını yaşamak. Bir filmde şöyle bir cümle duymuştum; 'Basit bir hayatın tadını çıkarmak gibisi yoktur.' Şimdiye kadar basit hayatımda keyif alabileceğim çok şey buldum. Yaşım ilerledikçe de keyif aldığım anlar artıyor. Sanırım yaşlanıyorum ve öğreniyorum. Hayatımızı bildiğimiz gibi yaşamalıyız. Hiç kimsenin bizi engellemesine izin vermemeliyiz ve biz de hiç kimseyi engellememeliyiz. 
     Hayat çok kısa. YAŞA GİTSİN.

30 Mayıs 2016 Pazartesi

İZMİR SMMM SEÇİMLERİ.



          Kurduğumuz grubumuzla 15 mayıs seçimlerine katıldık.  Benim umduğum başarıyı elde ettik. Bir de edindiğimiz deneyimler, yaşadığımız hoş anlar, sevinçler, üzüntüler var tabiki. Ben üzüntü kısmına çok takılmadım.
          Güzel insanlarla tanıştım,
Hiç tanımadığım kişilere karanfil, gazete ve broşür dağıttım,
Bir toplulukla birlikte uyum içinde çalışmanın keyfini yaşadım,
Bencil insanların nasıl gözden düştüklerini seyrettim :)
Günün sonunda elimizde kalan karanfilleri çocuklara dağıtarak küçük mutluluklar yaşattım :)
Sandık gözetmeni oldum,
Yıllar sonra karşılaştığım üniversite arkadaşımla sohbetin dibine vurdum :)
Hiç ummadığım insanların beni ve kardeşimi desteklediğini gördüm :)
..............................
daha böyle gider.
Yani demem o ki, güzeldi be.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Lipton böğürtlen çayı ve anılar.


          Genç meslektaşlarımla kurduğumuz meslek grubunun, seçim hazırlıkları için üst üste her akşam yapılan uzun, yorucu toplantılarından birinde, burnuma gelen kokuyla taa üniversite yıllarımda kalığım yurt odasına gittim birden; Arkadaşlarımla muhabbet ediyoruz, gülüyoruz ve elimde, kokusunu içime çekerek içtiğim lipton böğürtlen çayı.

          Kokuların, şarkıların bana güzel anıları hatırlatmasını seviyorum.

22 Mayıs 2016 Pazar

Ben baharı seviyorum keşke bahar da beni sevse.

          Ben baharı seviyorum, keşke bahar da beni sevse. Diyorum çünkü polen alerjim var :(
Geçen hafta sonu bizimkiler bahçeye gitmeye karar verdiler ve alerjime rağmen dayanamayıp ben de gittim. (Her şey semaverde çay içmek içindi :P )

          Meyve fidanlarının olduğu kısma gidince iyi ki gelmişim dedim. Fidanların verdiği meyveleri görünce mest oldum :)

www.benimmavim.blogspot.com
          Karadut fidanını yıllar önce ben dikmiştim. Az da olsa verdiği dutlar çok lezzetli. Annemle saldrıdık resmen :)
www.benimmavim.blogspot.com
        
www.benimmavim.blogspot.com
           Dut fidanı ile işimiz bittikten sonra annemle ellerimizin son hali. Fidan mutlu, midelerimiz mutlu, ellerimiz mutlu :)


www.benimmavim.blogspot.com
          İtalyan eriği beni kendine hayran bıraktı. Maşşallah boyuna posuna bakmadan verdiği erikler harika. Dalları kırılmasın diye ağaç destekler dayadık. 
www.benimmavim.blogspot.com
          Eriklerin tadı henüz çok ekşiydi ama yine de dayanamayıp yedim. Olgunlaştığı zaman eminim çok lezzetli olacaklar.
www.benimmavim.blogspot.com
          Vee bu da elma fidanı. Olgunlaşmamış elmanın tadının nekadar kötü olduğunu bildiğimden bu güzellikler elimden kurtuldular ama kaçış yok, olgunlaştıkları zaman tepelerindeyim :)
 
www.benimmavim.blogspot.com
          Organik meyveleri dalından kopararak yemenin tadına vardıktan sonra sıra geldi biraz çalışmaya. Reçel yapmak için gül yaprakları ve baharat olarak kullanmak için kekik topladık. Malesef bu güzellikler arı kovanlarına çok yakın yerlerde boy gösterdikleri için tırsa tırsa topladık. Annemle bana ilişen olmadı ama babamı sokmuş hain arılardan biri.

www.benimmavim.blogspot.com
          Veeee işte semaver çayı. İçmeseydim cırılırdım :) Yorucu bir günün sonunda en çok aradığım şeydir çay. Bir de semaverde demlenirse tadı bir başka oluyor.

          Günün sonunda alerjimden dolayı burnum tıkanmıştı ama olsun, güzel bir gündü :)

         
                          

Balarım :)


Dün Benim balarımın, datlumun, kerem'imin kırkını uçurduk. 
Datlum gelmeden önce, bana yeğenlerine olan sevgilerini anlatan arkadaşlarımı anladığımı zannederdim. Meğerse hiç anlamamışım. Muhteşem bir duygu. Böyle bir sevgiyi kalplerimize koyan yaradana şükürler olsun.

15 Nisan 2016 Cuma

Çeşme Çiftlikköy



                    Çeşme'nin bu güzel köyü hakkında internetten yaptığım araştırmalar sonucu pek bir bilgiye ulaşamadım ve ben de en azından ulaşım ve köyle ilgili azıcık ta olsa bişeyler yazmaya karar verdim. Azıcık çünkü ben de çok şey bilmiyorum. (Şimdilik:)

                       İzmir, Hatay üçkuyular'a kadar şehir içi otobüslerle rahatlıkla gidilebilir. Üçkuyular pazar yerinden kalkan çeşme otobüslerine binilip (kişi başı 15 TL.) Çeşme son durakta (çeşme gar.) inilir ve aynı yerden Çiftlikköy dolmuşuna binilir (kişi başı 3,50 TL.) Dolmuş Çiftlikköy'ün sahil yolundan geçiyor. Başka ulaşım yolları da vardır belki ama ben bu yolu biliyorum.

                     Köyde alışveriş yapma imkanı da çok iyi. İki fırın, şok ve  migros var. Halk ekmeği satış noktası bile var. Ha bir de cuma günleri pazar kuruluyormuş.

                      Köydeki plajı sezon açıldığında belediye temizliyormuş ve denize giriliyormuş. Köyeki plajın yanı sıra Altın kum plajı ve Pırlanta plajı da çok yakın. Plajların yakınlarında dolmuş durakları gördüm ama hiç dolmuş görmedim. Belki de sezonu olmadığı içindir. 


                     Köyün içindeki yapılar tam fotoğraf çekmelik ama her tarafta olduğu gibi burada da tarihi doku daha çok para kazanmak için zedelenmeye başlanmış. Böyle tarihi bir köyün içine daha çok para kazanmak için şekilsiz, çirkin binalar diken zihniyeti anlamıyorum. Çiftlikköy tarihi dokusunu yitirirse rahat oteller dururken kim gider ki bu köye? 

                      Ben Çiftlikköy'ü bu haliyle çok sevdim. Umarım bozulmaz.

                     Çiftlikköy'de kalmak için köyün içinde pansiyonlar ve köy yakınlarında oteller var.

                     Velhasıl kelam köy güzel, deniz güzel, gezmek güzel...

   

10 Nisan 2016 Pazar

Seferihisar, Sığacık


                     Bugün Seferihisar sığacık'taydık
     
                     İlk önce Seferihisar yolu üzerinde Köylüm Kahvaltı isimli çok hoş, yemyeşil bir yerde kahvaltı yaptık, sonra ver elini Sığacık. (Tabi ki o kadar kalabalıkla gezmelere gidersen kahvaltı üç saatten önce bitmez ve gezmeye çok az vakit kalır.)
  


                    Kale içindeki organik pazara girdik ama çok kalabalıktı, beraber gittiğimiz grup çok aceleciydi. Pazarı dümdüz geçip gidip bi çay bahçesinde oturmuşlar. Biz de üç kız takılara bakmaktan onları kaybettik (çooook fazla takıcı vardı), tabi ki yolu da kaybettik. Sonunda zor bela bulduk bizim gezip dolaşmaktansa çay bahçesinde pineklemeyi seven grubumuzu! 


           Grup o çay bahçesine gidip pineklemek için o kadar acele etmiş ki Sığacık Kalesinde keman çalan bu sokak sanatçısını azıcık bile olsun dinlemek için durmamışlar. Ben tabi ki biraz dinledim-vaktim olsaydı daha da dinlerdim-, gerçekten güzel çalıyor.



                   Çay faslı bittikten sonra otobüslere doğru yola koyulduk. Geçerken gördüğüm manzaralar için tek heyecanlanan ve  hadi fotoğraf çekilelim diye tutturan sadece bendim. 

                     


                  
                      Eski bir evin çatısında hayat bulmuş bu güzel gelinciklere selam vermeden geçip gitmek olmazdı. Doğa bir yolunu buluyor.

29 Şubat 2016 Pazartesi

İzmir Fuarı Ada Gazinosu

          Geçenlerde İzmir Fuarındaki Ada Gazinosunda düzenlenen bir kahvaltı etkinliğine katıldım.
Çocukluğumda Kuğulara bindiğim gölün manzarasına karşı kahvaltı yapmak gerçekten çok keyifliydi. (Çocukken, ya kuğu devrilirse ve biz bu yeşil suda boğulursak diye korkmama rağmen yine de binerdim:)



          Gazinonun hem kahvaltısı hem de yemekleri gerçekten harika. Allahtan yarım saat önce gidip manzaranın tadını çıkardım da kahvaltı başladığında yemek yemeye konsantre olabildim :) ( Tabi ki çok yedim :)




          Tekrar gitmeyi çoook isterim :)

27 Şubat 2016 Cumartesi

Neyzen Burcu Karadağ


               Çok eski bir arkadaşımın sayesinde ömrümde ilk defa Ney konserine gittim ve sonuç olarak şimdiye kadar gitmediğime pişman oldum.
               Neyzen Burcu Karadağ neyine üflerken arkadaki ekranda da Elif Şafak'ın Şems'in 40 kuralı adlı kitabında geçen 40 kural tek tek gösterildi.
               Yazmadan geçemiycem en sağdaki müzisyen def ve birkaç ayrı vurmalı çalgı çalıyordu ve muhteşemdi. 





               Ney sesine kendimi kaptırmışken birden semazenler çıktılar. Uzun uzadıya bir sema gösterisi ile kıyaslanamaz ama yine de beğendim :)

               Konser çıkışında arkadaşlarıma şu soruyu sordum; Dinlerken ve izlerken burda olmanıza rağmen başka yerlere gittiniz mi? Cevap, tereddütsüz EVET :)

Rüya ve yaşam



            Bu sabah geçmişime döndüğüm bir rüyadan içim mutluluk duyarak uyandım.
          Neden mi?
          Çünkü rüyamda; lise hayatıma şimdiki bilincimle geri dönmüştüm ve 'vaav farklı seçimler yaparak hayatımın akışını değiştirebilirim' dedim ve ne yaptım? Tabi ki geçmişte verdiğim kararların aynısını verdim. O zamanlarda benim için doğru olan hâla doğru:) 
          'Benim keşkelerim yok' derdim ve bu rüya bana bunu ispatladı.
          Bundan sonra da inşallah 'keşke' demeden yoluma devam edebilirim :)

9 Şubat 2016 Salı

İNSAN

İnsan, kendi hayatını yaşamalı, kendi hayallerinin peşinden koşmalı.
Hiç kimse başkasının hayallerini, kopyalamamalı ya da kendi hayali yapmaya uğraşmamalı.
Herkes yaşam yolunu kendi hayalleri ile doldurmalı, başkasınınki ile değil.
Bu dünyada bizden bir tane var ve aslında her insan kendi içinde bir evren barındırıyor. 
Başkasına benzemeye uğraşmamız, başkası gibi yaşamamız kendi yaşamımızı, kendi evrenimizi söndürür.
Kendimize ait evrenin anahtarı kendi ellerimizde ve içeriye girmemizi kendimizden başka hiç kimse engelleyemez.

8 Şubat 2016 Pazartesi

SOLANTE PİGMENTA GÜNEŞ KREMİ



     Sonunda buldum! :)
     Yıllardır birçok güneş kremi denedim ve ardığım her şey meğer bu kremdeymiş.
     Güneşten korumasının yanında çok iyi bir nemlendirici ve güneş lekelerini hafiflettiğini idda ediyor. 
     Ha bir de çok bereketli :)
     Fiyatı 90,00 TL. ama hak ediyor. ( 150 ml.)  Ben 4 aydır kullanıyorum ve en az 2-3 ay daha kullanırım.
     Bu kremi almadan önce internette çok araştırma yaptım ama çok fazla bir sonuca ulaşamayınca içimde kalacağına almaya karar verdim. İyiki de almışım. Bu kremi almamdaki en temel sebep yüzümdeki güneş lekeleri.
     Yaşlanmaya karşı etkili olduğu, oluşmuş olan güneşlekelerinin görünümünü hafiflettiği ve yeni güneş lekelerinin oluşmasını engellediği idda ediliyor.
     Gelelim bendeki etkilerine ; yaşlanmaya karşı olan etkisini 4 ayda anlamam mümkün değil.
                                               Var olan güneş lekelerim için dermatoloğun verdiği merhemlerle aynı zamanda kullandım ve sonuç harika :) yüzümde belli belirsiz lekeler kaldı sadece :)
                                               Kullanmaya başladığımdan beri yeni güneş lekesi oluşmadı ama mevsim kış. Bu özelliği ancak yazın anlaşılır.
                                               Diğer güneş kremleri su bazlı değilse bende sivilce yapardı ama bu krem su bazlı olmamasına rağmen sivilce yapmadı :)
                                               Sıcak havalarda yüzüm fazla nemliyse sürdüğümde yüzümde tabaka gibi kalabiliyor, iyice yedirince bu sorun da kalmıyor. Hele kışın kuruyan cildimde kesinlikle beyaz iz ya da tabaka oluşturmuyor, tamamiyle cildim tarafından emiliyor. (cildim karma) Bende parlama da yapmadı :)

     Solante Acnes isimli kremi de sivilce ve sivilce izlerine karşı çok etkiliymiş. Elimdeki bitince onu da denemek istiyorum.

     Ben kusurları örtmektense onları yok etmekten yanayım :) Pahalı makyaj malzemeleri yerine kaliteli cilt bakımına önem vermek gerekli. Cildimize iyi bakmamız için çok paraya ihtiyacımız yok aslında :)
                                   

30 Ocak 2016 Cumartesi

Yine

   Yine oldu, yine gencecik bir kardeşimiz göçüp gitti ve aynı gün gelen şehit haberleri... Allah sıralı ölüm versin deniyor ama olmuyor işte. Ateş düştüğü yeri yakar derler ya doğruymuş. Annesinin yüzüne ne zaman baksam ağlamaya başlıyorum. Acının tarifi yok.
   Hayalleri varmış bize hiç söylemedi. Hep annesine anlatıyormuş 'sinema televizyon okuyup, film çekeceğim' diye. Kitaplarını, hayallerini bırakıp gitti.
   Hayat kısa. Bir de 22 yaşında olunca daha da kısa.
   Gece uyumadan önce Okan'ın hayallerini düşünüyordum ve aklıma geldi peki ben bu yaşıma kadar kaç hayalimi gerçekleştirebildim? Liste yapmaya çalışırken uyuya kalmışım. Sabah uyandığımda ilk işim listemi en baştan yapmak oldu. 15 tane sayabildim. Biliyorum, bu kaybın üzüntüsünü yaşarken kendini düşünmek bencillik ama ne bileyim...
   İnsanız işte, gülebiliyoruz, sohbet ediyoruz ama bir an geliyor her şey kör düğüm!
   Allah ailesine en çok ta annesine sabır versin. 
   Zaman her şeyin ilacı, insan bugün dünden daha iyi oluyor, yarın da bugünden daha iyi olacak.