13 Aralık 2017 Çarşamba
Akıllı olmak gerek
Biraz önce dinlediğim bir belgeselde şöyle bir cümle geçti, 'zırhlı gemilere, zırh delen mermilerle saldırdılar.' Benim bu cümleden çıkardığım sonuç şu; Zırhlı gemi ile zırh delen mermiyi üreten ülke ya da fabrika aynı ise -ki genellikle aynı olur ya da farklı ise kesin dostturlar- savaşarak birbirini öldürenler gerçekten aptallar. Çünkü ölüm silah tüccarlarına para kazandırmaktan başka hiç bir işe yaramaz ve bunu bile bile bu emirleri verenler, her neyi savunduklarını idda ediyorlarsa işte ona en büyük ihaneti eden kişilerdir. Şu koca dünyayı yöneten gerçekten bir avuç insan var ve onlar 'şurada karışıklık çıkmalı' diyorlar ve insanlar ölüyor, 'artık yeter, hadi başka yeri karıştıralım' diyorlar ve şiddet yön değiştiriyor. Suriye birbirine girdi ve kim kazandı?! Kudüs bence lanetli toprak, savaş hiç bitmiyor ve kim kazanıyor?! Tabi ki parayı yöneten bir avuç insan kazanıyor. Geri kalan insanlığın hayatı onlar için çöp kadar değersiz! Bu güce sahip olanlar savaşla elde edemediklerini yavaş yavaş para vererek, asimile ederek, satın alarak yapıyorlar.
Yani akıllı olmak gerek akıllı!
13 Ekim 2017 Cuma
DİNLEMEK
Bazen diyorlar ki 'sen bize kendinle ilgili hiçbir şey anlatmıyorsun' Niye anlatayım be! dinliyor musun sanki!
Birinin yanına muhabbete giderim ya da o gelmiştir çok değil 10 dk. sonra elinde cep telefonu! Ya susuyorum ya da işim var deyip kalkıyorum artık. Susuyorum, 'niye sustun?' kalkıp gitmeye kalkışoyorum, 'nereye? daha yeni geldin bi kahve içelim.' Sen telefonuna içir o kahveyi...!
Ha bi de dinliyormuş gibi yapıp kafası alemlerde olanlar var. Ben konuşurken lafımın ortasına girip konuyla alakasız başka şeyler anlatanlar-en sinir olduklarımdan- Eskiden çalıştığım bir şirkette vardı böyle bir kadın. Ne zaman birkaç kişi muhabbet etsek özellikle benim laflarımı bölüyordu. Ben de bana bişey sorarsa kısa cevaplar verip kestirip atmaya başlamıştım. Aradan aylar geçti bana diyor ki 'sen çok az konuşuyorsun, bişey sorsam cevapların çok kısa neden?' Ben buna ne cevap vereyim şimdi?! Suratına dikkatlice baktım ve 'benim söyleyeceklerimi duymaya ihtiyacın yok' deyip geçtim. Anladı mı? hayır. Ben şirketten ayrıldım bir yıl sonra aradı beni 'yarın görüşelim mi?' diyor hatun, tabi ki hayııır, aslaaa...
Haaa sadece kendi canı isteyince kendi istediği konu ile ilgili muhabbet eden yani genellikle sadece kendi dertlerini anlatıp insanı daraltan ama karşısındakinin derdini asla dinlemeyen tipler size sesleniyorum ; Aynanın karşısına geçip kendinize anlatın ve kendinizi daraltın, uzak durun bizden. Şu üç günlük dünyada çekilecek çile değilsiniz.
Bi de kendi canı sıkılınca sırf goygoy için mesaj atanlar var ya, samimi değilseniz yapmayın bee!
Birinin yanına muhabbete giderim ya da o gelmiştir çok değil 10 dk. sonra elinde cep telefonu! Ya susuyorum ya da işim var deyip kalkıyorum artık. Susuyorum, 'niye sustun?' kalkıp gitmeye kalkışoyorum, 'nereye? daha yeni geldin bi kahve içelim.' Sen telefonuna içir o kahveyi...!
Ha bi de dinliyormuş gibi yapıp kafası alemlerde olanlar var. Ben konuşurken lafımın ortasına girip konuyla alakasız başka şeyler anlatanlar-en sinir olduklarımdan- Eskiden çalıştığım bir şirkette vardı böyle bir kadın. Ne zaman birkaç kişi muhabbet etsek özellikle benim laflarımı bölüyordu. Ben de bana bişey sorarsa kısa cevaplar verip kestirip atmaya başlamıştım. Aradan aylar geçti bana diyor ki 'sen çok az konuşuyorsun, bişey sorsam cevapların çok kısa neden?' Ben buna ne cevap vereyim şimdi?! Suratına dikkatlice baktım ve 'benim söyleyeceklerimi duymaya ihtiyacın yok' deyip geçtim. Anladı mı? hayır. Ben şirketten ayrıldım bir yıl sonra aradı beni 'yarın görüşelim mi?' diyor hatun, tabi ki hayııır, aslaaa...
Haaa sadece kendi canı isteyince kendi istediği konu ile ilgili muhabbet eden yani genellikle sadece kendi dertlerini anlatıp insanı daraltan ama karşısındakinin derdini asla dinlemeyen tipler size sesleniyorum ; Aynanın karşısına geçip kendinize anlatın ve kendinizi daraltın, uzak durun bizden. Şu üç günlük dünyada çekilecek çile değilsiniz.
Bi de kendi canı sıkılınca sırf goygoy için mesaj atanlar var ya, samimi değilseniz yapmayın bee!
16 Eylül 2017 Cumartesi
KENDİME SAKLADIM
Bir süredir buraya yazmıyorum. Genellikle aklımdakileri, kalbimdekileri bloğuma yazıyorum ve son zamanlarda hissettiğim, düşündüğüm hiçbir şeyi kimseyle paylaşmak istemedim. Kendime sakladım ya da korktum!
12 Nisan 2017 Çarşamba
BAŞKALARININ BAŞARILARIYLA HAVA ATMAK!
Tam şu anda ofiste ünlü bir futbolcunun yeğeni olmakla övünen bi dangalak var. Aman Allahım susmuyor, bi türlü susmuyor! Kendisi çapsız herifin teki bence. Dayısı sayesinde bi çevre yapmış cebi para görmüş ama belliki kafaya sağlam darbeler almış! Herif konuşurken farkında değil, dayısını anlatırken kendi başarısızlıklarını da anlatıyor. Ne sinir bozucu bi herif! Yok şunu tanımış, yok şöyle olmuş, yok şu futbolcunun evinde kalmış, vır vır vır... 'Ulan Bana Ne!' (diyemiyorum tabi) Bu herifle tanıştığında ilk önce dayısının adını söylüyor. Yani bu herifin adını bilmiyorum ama dayısının kim olduğunu çok iyi biliyorum!
En sinir olduğum şeylerden biridir bu durum. Kadının birine sorarsın 'kimsin sen?' kadın cevap verir 'polis eşiyim, subay annesiyim...' ama hiç demez ki 'iyi bir anneyim, iyi bir eşim, çok güzel dantel yapabilen biriyim...' demez, çünkü kendini küçük görür ve yakınındakilerini büyük göstermeye çalışarak kendinide büyüttüğünü sanır. Ne yazık.
Ha bi de hayatında gerçekten başarılı olmuş ve mütevazilikten vazgeçmeyen güzel insanları çileden çıkaran tipler var. Nasıl mı yapıyolar bunu? Mesela diyorlar ki 'sen okudun işte biz okumadık ki, sen şu mesleğe sahipsin bizim yanımızda ne işin var?, senin iyi bir kariyerin var bana bakmazsın, senin paran vardır bende ne gezer'... gibi şeyler söyleyerek ve bunları davranışlarınada dökerek o güzel insanları delirtiyorlar. Delirtip delirtip sonrada diyorlar ki 'bu çok havalı.'
Yapmayın, etmeyin, eylemeyin. Daha ne diyim?
En sinir olduğum şeylerden biridir bu durum. Kadının birine sorarsın 'kimsin sen?' kadın cevap verir 'polis eşiyim, subay annesiyim...' ama hiç demez ki 'iyi bir anneyim, iyi bir eşim, çok güzel dantel yapabilen biriyim...' demez, çünkü kendini küçük görür ve yakınındakilerini büyük göstermeye çalışarak kendinide büyüttüğünü sanır. Ne yazık.
Ha bi de hayatında gerçekten başarılı olmuş ve mütevazilikten vazgeçmeyen güzel insanları çileden çıkaran tipler var. Nasıl mı yapıyolar bunu? Mesela diyorlar ki 'sen okudun işte biz okumadık ki, sen şu mesleğe sahipsin bizim yanımızda ne işin var?, senin iyi bir kariyerin var bana bakmazsın, senin paran vardır bende ne gezer'... gibi şeyler söyleyerek ve bunları davranışlarınada dökerek o güzel insanları delirtiyorlar. Delirtip delirtip sonrada diyorlar ki 'bu çok havalı.'
Yapmayın, etmeyin, eylemeyin. Daha ne diyim?
13 Mart 2017 Pazartesi
KADIN VE ERKEĞE TOPLUMUN BAKIŞI!!!
Geçenlerde izban'da (izmir banliyö treni) bir çift gördüm. Kız yabancı -bu arada İngilizce konuşuyordu ve söylediği herşeyi anlayabildiğim için çoook mutlu oldum- kızın yanında Türk sevgilisi var. Kızımız biraz içmiş, az dağıtmış ta diyebiliriz. Sevgilisi kızımızı susturmaya çalıştıkça kız 'neden' diyor. Anlamıyor ki garibim, bizde kadın ayıp demektir! Kızımız içmiş aşka gelmiş ve sevgilisini öpmek istiyor.- Belli seviyor, kafa da bi dünya- Oğlumuz ne kadar dirensede kızımız puduna düşürüp öpüyor oğlumuzu, ama nasıl öf! Aslında oğlumuz halinden memnun ama burası Türkiye. Etraftan ayıplayan tonda sesler duyuluyor ve bu sesler sadece kadınlardan çıkıyor, erkeklerin gıkını çıkarttığı yok. Ben se, sevgi olsun be kavga olacağına kafasındayım. Çiftimizin ineceği durağa geliyoruz ve tam onlar inerken bir kadın 'çık çık git yelloz!' diyor. Oğlumuz tam inecekken geri dönüp bunu söyleyen kadını gözleriyle treni tarayarak arıyor ama nafile. Çiftimiz trenden indikten sonra yine aynı kadın 'ayyy o ne öyle, ben kendimden utandım vallahiii, indi de kurtulduk.' diyor ve yol boyunca bu şekilde konuşmayı sürdürüyor. Bence buradaki asıl edepsiz ve sapık bu kadın. Peki neden? Edepsiz çünkü, sarhoş ve aynı zamanda bizim kültürümüzden habersiz bir kadın üzerinden 'çok namuslu!' olduğunu bütün trene göstermek için yırtınıyor ve kendini de bu genç çiftten ustaca gizliyor. Sapık çünkü, birbirini seven iki insanın öpüşmesinden dolayı kendinden utandığını kendi ağzıyla itiraf ediyor. Başkasını izlerken utandıysa demek ki hallenmiş bacımız! Hem de aptal çünkü sapkın düşüncelerini kendi diliyle ele verdi ve bunun fakında değil. Ben ulu orta yerde böyle şeylerin yapılmasına karşıyım ama hani bizim hoşgörümüze ne oldu? Hani müslümanlarda bulunması gereken faziletlerden birisi de 'başkalarının ayıp ve kusurlarını gizlemek'ti? Ne oldu?
Oğlumuza da hiç tepki yoktu bu arada! ne güzel ne güzel! Olmşuz biz, tam da namusu ve ayıbı kadın olarak gören bir toplum olmuşuz.
Oğlumuza da hiç tepki yoktu bu arada! ne güzel ne güzel! Olmşuz biz, tam da namusu ve ayıbı kadın olarak gören bir toplum olmuşuz.
10 Mart 2017 Cuma
KAHVE DEDİĞİN...
Biraz önce ayılabilmek için kendime bi kahve yaptım ve cezveden o zarif fincana dökerken, köpüğüne gözümün takılması sonucu, kahveyle aramızdaki bağı keşfettim. Ben bu güzeli sevmişim belli, bakışımdan belli. Nasıl ki insan sevdiğinin gözlerinin içine bakarsa ben de köpüğüne diktim gözlerimi :)
Hiç kimse sevmediği biriyle kahve içmeyi istemez. Çünkü kahve muhabbet demektir. Hani çilingir sofrasına, bütün kalplerin kapılarını açtığı için çilingir sofrası derler ya, o köpüklü kahveleri dostlarla içip bi de fal bakalım diye tutturdun mu ortada sır mır kalmaz. Al sana kafa buldurmadan kalbin kapısını açtıran çilingir sofrası.
İnsanlar, arkadaşlarıyla görüşmek için 'hadi bi kahve içelim' derler çünkü amaç bişeyler içmek değil kahvenin muhabbeti. İnsanlar, birinden hoşlandıklarında kahveye davet ederler. Neden? Bilmeden kalbin sırlarını açmaya davet ederler aslında.
Ben şimdi kahveyi yaptım içerken bu yazıyı yazdım. Yani kendimle yaptığım muhabbetin bir kısmını buraya yazdım ve en güzelleri olan anlatamadığım hislerimse bana kaldı. Belki karşımda biri olsa buraya yazarak anlatamayacağım hislerimi de kahvenin köpüğüne baktığım gibi gözlerine bakarak anlatırdım.
'Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı var' deriz ya hani...
Hiç kimse sevmediği biriyle kahve içmeyi istemez. Çünkü kahve muhabbet demektir. Hani çilingir sofrasına, bütün kalplerin kapılarını açtığı için çilingir sofrası derler ya, o köpüklü kahveleri dostlarla içip bi de fal bakalım diye tutturdun mu ortada sır mır kalmaz. Al sana kafa buldurmadan kalbin kapısını açtıran çilingir sofrası.
İnsanlar, arkadaşlarıyla görüşmek için 'hadi bi kahve içelim' derler çünkü amaç bişeyler içmek değil kahvenin muhabbeti. İnsanlar, birinden hoşlandıklarında kahveye davet ederler. Neden? Bilmeden kalbin sırlarını açmaya davet ederler aslında.
Ben şimdi kahveyi yaptım içerken bu yazıyı yazdım. Yani kendimle yaptığım muhabbetin bir kısmını buraya yazdım ve en güzelleri olan anlatamadığım hislerimse bana kaldı. Belki karşımda biri olsa buraya yazarak anlatamayacağım hislerimi de kahvenin köpüğüne baktığım gibi gözlerine bakarak anlatırdım.
'Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı var' deriz ya hani...
5 Mart 2017 Pazar
ESKİLER
| www.serpilenrenkler.blogspot.com |
Son aylarda aldığım kararlarda büyük yol katettim. Gülümek istiyorsam gülüyorum, karşımdaki ne düşünür? umursamadan gülüyorum. Canım birinin yanına gitmek istiyorsa gidiyorum. Birinden hoşlanmıyorsam uzak duruyorum...
Bekide şimdiye kadar insanlar beni yanlış anlamasınar diye uğraşırken çok yanlış anlaşıldım.
Bence bir insanı sevdiğini göstermenin en güzel yolu, konuşurken gözlerinin içine bakıp gülümsemektir. Sonunda bu beceriyi edinebildim :) Bu benim için büyük bir adım.
Benim ağzım hafiften bozuktur ama insanlar beni yanlış anlamasınlar diye başkalarının yanında hep kendimi tutmuşumdur. Her dakika küfür etmem ama an gelir durumu anlatmaya başka sözler yetmez, insan basar küfrü rahatlar be arkadaş. 'kız dediğin hanım hanımcık olurmuş' ha ****** ordan.
Ohoo çöpten küfüre gelmişim. Neyse bu yazıda böyle içimden geldi işte.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)