15 Nisan 2016 Cuma

Çeşme Çiftlikköy



                    Çeşme'nin bu güzel köyü hakkında internetten yaptığım araştırmalar sonucu pek bir bilgiye ulaşamadım ve ben de en azından ulaşım ve köyle ilgili azıcık ta olsa bişeyler yazmaya karar verdim. Azıcık çünkü ben de çok şey bilmiyorum. (Şimdilik:)

                       İzmir, Hatay üçkuyular'a kadar şehir içi otobüslerle rahatlıkla gidilebilir. Üçkuyular pazar yerinden kalkan çeşme otobüslerine binilip (kişi başı 15 TL.) Çeşme son durakta (çeşme gar.) inilir ve aynı yerden Çiftlikköy dolmuşuna binilir (kişi başı 3,50 TL.) Dolmuş Çiftlikköy'ün sahil yolundan geçiyor. Başka ulaşım yolları da vardır belki ama ben bu yolu biliyorum.

                     Köyde alışveriş yapma imkanı da çok iyi. İki fırın, şok ve  migros var. Halk ekmeği satış noktası bile var. Ha bir de cuma günleri pazar kuruluyormuş.

                      Köydeki plajı sezon açıldığında belediye temizliyormuş ve denize giriliyormuş. Köyeki plajın yanı sıra Altın kum plajı ve Pırlanta plajı da çok yakın. Plajların yakınlarında dolmuş durakları gördüm ama hiç dolmuş görmedim. Belki de sezonu olmadığı içindir. 


                     Köyün içindeki yapılar tam fotoğraf çekmelik ama her tarafta olduğu gibi burada da tarihi doku daha çok para kazanmak için zedelenmeye başlanmış. Böyle tarihi bir köyün içine daha çok para kazanmak için şekilsiz, çirkin binalar diken zihniyeti anlamıyorum. Çiftlikköy tarihi dokusunu yitirirse rahat oteller dururken kim gider ki bu köye? 

                      Ben Çiftlikköy'ü bu haliyle çok sevdim. Umarım bozulmaz.

                     Çiftlikköy'de kalmak için köyün içinde pansiyonlar ve köy yakınlarında oteller var.

                     Velhasıl kelam köy güzel, deniz güzel, gezmek güzel...

   

10 Nisan 2016 Pazar

Seferihisar, Sığacık


                     Bugün Seferihisar sığacık'taydık
     
                     İlk önce Seferihisar yolu üzerinde Köylüm Kahvaltı isimli çok hoş, yemyeşil bir yerde kahvaltı yaptık, sonra ver elini Sığacık. (Tabi ki o kadar kalabalıkla gezmelere gidersen kahvaltı üç saatten önce bitmez ve gezmeye çok az vakit kalır.)
  


                    Kale içindeki organik pazara girdik ama çok kalabalıktı, beraber gittiğimiz grup çok aceleciydi. Pazarı dümdüz geçip gidip bi çay bahçesinde oturmuşlar. Biz de üç kız takılara bakmaktan onları kaybettik (çooook fazla takıcı vardı), tabi ki yolu da kaybettik. Sonunda zor bela bulduk bizim gezip dolaşmaktansa çay bahçesinde pineklemeyi seven grubumuzu! 


           Grup o çay bahçesine gidip pineklemek için o kadar acele etmiş ki Sığacık Kalesinde keman çalan bu sokak sanatçısını azıcık bile olsun dinlemek için durmamışlar. Ben tabi ki biraz dinledim-vaktim olsaydı daha da dinlerdim-, gerçekten güzel çalıyor.



                   Çay faslı bittikten sonra otobüslere doğru yola koyulduk. Geçerken gördüğüm manzaralar için tek heyecanlanan ve  hadi fotoğraf çekilelim diye tutturan sadece bendim. 

                     


                  
                      Eski bir evin çatısında hayat bulmuş bu güzel gelinciklere selam vermeden geçip gitmek olmazdı. Doğa bir yolunu buluyor.