13 Mart 2017 Pazartesi

KADIN VE ERKEĞE TOPLUMUN BAKIŞI!!!

     Geçenlerde izban'da (izmir banliyö treni) bir çift gördüm. Kız yabancı -bu arada İngilizce konuşuyordu ve söylediği herşeyi anlayabildiğim için çoook mutlu oldum- kızın yanında Türk sevgilisi var. Kızımız biraz içmiş, az dağıtmış ta diyebiliriz. Sevgilisi kızımızı susturmaya çalıştıkça kız 'neden' diyor. Anlamıyor ki garibim, bizde kadın ayıp demektir! Kızımız içmiş aşka gelmiş ve sevgilisini öpmek istiyor.- Belli seviyor, kafa da bi dünya- Oğlumuz ne kadar dirensede kızımız puduna düşürüp öpüyor oğlumuzu, ama nasıl öf! Aslında oğlumuz halinden memnun ama burası Türkiye. Etraftan ayıplayan tonda sesler duyuluyor ve bu sesler sadece kadınlardan çıkıyor, erkeklerin gıkını çıkarttığı yok. Ben se, sevgi olsun be kavga olacağına kafasındayım. Çiftimizin ineceği durağa geliyoruz ve tam onlar inerken bir kadın 'çık çık git yelloz!' diyor. Oğlumuz tam inecekken geri dönüp bunu söyleyen kadını gözleriyle treni tarayarak arıyor ama nafile. Çiftimiz trenden indikten sonra yine aynı kadın 'ayyy o ne öyle, ben kendimden utandım vallahiii, indi de kurtulduk.' diyor ve yol boyunca bu şekilde konuşmayı sürdürüyor. Bence buradaki asıl edepsiz ve sapık bu kadın. Peki neden? Edepsiz çünkü, sarhoş ve aynı zamanda bizim kültürümüzden habersiz bir kadın üzerinden 'çok namuslu!' olduğunu bütün trene göstermek için yırtınıyor ve kendini de bu genç çiftten ustaca gizliyor. Sapık çünkü, birbirini seven iki insanın öpüşmesinden dolayı kendinden utandığını kendi ağzıyla itiraf ediyor. Başkasını izlerken utandıysa demek ki hallenmiş bacımız! Hem de aptal çünkü sapkın düşüncelerini kendi diliyle ele verdi ve bunun fakında değil. Ben ulu orta yerde böyle şeylerin yapılmasına karşıyım ama hani bizim hoşgörümüze ne oldu? Hani müslümanlarda bulunması gereken faziletlerden birisi de 'başkalarının ayıp ve kusurlarını gizlemek'ti? Ne oldu? 
     Oğlumuza da hiç tepki yoktu bu arada! ne güzel ne güzel! Olmşuz biz, tam da namusu ve ayıbı kadın olarak gören bir toplum olmuşuz.
    

10 Mart 2017 Cuma

KAHVE DEDİĞİN...

    Biraz önce ayılabilmek için kendime bi kahve yaptım ve cezveden o zarif fincana dökerken, köpüğüne gözümün takılması sonucu, kahveyle aramızdaki bağı keşfettim. Ben bu güzeli sevmişim belli, bakışımdan belli. Nasıl ki insan sevdiğinin gözlerinin içine bakarsa ben de köpüğüne diktim gözlerimi :)

     Hiç kimse sevmediği biriyle kahve içmeyi istemez. Çünkü kahve muhabbet demektir. Hani çilingir sofrasına, bütün kalplerin kapılarını açtığı için çilingir sofrası derler ya, o köpüklü kahveleri dostlarla içip bi de fal bakalım diye tutturdun mu ortada sır mır kalmaz. Al sana kafa buldurmadan kalbin kapısını açtıran çilingir sofrası. 

     İnsanlar, arkadaşlarıyla görüşmek için 'hadi bi kahve içelim' derler çünkü amaç bişeyler içmek değil kahvenin muhabbeti. İnsanlar, birinden hoşlandıklarında kahveye davet ederler. Neden? Bilmeden kalbin sırlarını açmaya davet ederler aslında.

     Ben şimdi kahveyi yaptım içerken bu yazıyı yazdım. Yani kendimle yaptığım muhabbetin bir kısmını buraya yazdım ve en güzelleri olan anlatamadığım hislerimse bana kaldı. Belki karşımda biri olsa buraya yazarak anlatamayacağım hislerimi de kahvenin köpüğüne baktığım gibi gözlerine bakarak anlatırdım.

     'Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı var' deriz ya hani...

5 Mart 2017 Pazar

ESKİLER

www.serpilenrenkler.blogspot.com
     Biraz önce aniden aldığım bir kararla bazı eski eşyalarımı çöpe attım, sonra kıyamayıp geri çıkarmaya kalkışırken buldum kendimi ve 'napıyosun sen' dedim. 'At eskileri at, hatırlattıklarını at. Madem hayatını değiştirmeye karar verdin eski izleri sil, yok et.' Kararlıyım, geçmişe değil geleceğe bakmaya, kendimi sevmeye, içimden geldiği gibi hareket etmeye kararlıyım. Başkaları hakkımda yanlış bir fikre kapılmasın diye uğraşırdım ama bundan vazgeçtim. Yaş 35 olunca dank etti ama etti işte. 

     Son aylarda aldığım kararlarda büyük yol katettim. Gülümek istiyorsam gülüyorum, karşımdaki ne düşünür? umursamadan gülüyorum. Canım birinin yanına gitmek istiyorsa gidiyorum. Birinden hoşlanmıyorsam uzak duruyorum...

     Bekide şimdiye kadar insanlar beni yanlış anlamasınar diye uğraşırken çok yanlış anlaşıldım. 

     Bence bir insanı sevdiğini göstermenin en güzel yolu, konuşurken gözlerinin içine bakıp gülümsemektir. Sonunda bu beceriyi edinebildim :) Bu benim için büyük bir adım.

     Benim ağzım hafiften bozuktur ama insanlar beni yanlış anlamasınlar diye başkalarının yanında hep kendimi tutmuşumdur. Her dakika küfür etmem ama an gelir durumu anlatmaya başka sözler yetmez, insan basar küfrü rahatlar be arkadaş. 'kız dediğin hanım hanımcık olurmuş' ha ******  ordan.

     Ohoo çöpten küfüre gelmişim. Neyse bu yazıda böyle içimden geldi işte.