10 Mart 2017 Cuma

KAHVE DEDİĞİN...

    Biraz önce ayılabilmek için kendime bi kahve yaptım ve cezveden o zarif fincana dökerken, köpüğüne gözümün takılması sonucu, kahveyle aramızdaki bağı keşfettim. Ben bu güzeli sevmişim belli, bakışımdan belli. Nasıl ki insan sevdiğinin gözlerinin içine bakarsa ben de köpüğüne diktim gözlerimi :)

     Hiç kimse sevmediği biriyle kahve içmeyi istemez. Çünkü kahve muhabbet demektir. Hani çilingir sofrasına, bütün kalplerin kapılarını açtığı için çilingir sofrası derler ya, o köpüklü kahveleri dostlarla içip bi de fal bakalım diye tutturdun mu ortada sır mır kalmaz. Al sana kafa buldurmadan kalbin kapısını açtıran çilingir sofrası. 

     İnsanlar, arkadaşlarıyla görüşmek için 'hadi bi kahve içelim' derler çünkü amaç bişeyler içmek değil kahvenin muhabbeti. İnsanlar, birinden hoşlandıklarında kahveye davet ederler. Neden? Bilmeden kalbin sırlarını açmaya davet ederler aslında.

     Ben şimdi kahveyi yaptım içerken bu yazıyı yazdım. Yani kendimle yaptığım muhabbetin bir kısmını buraya yazdım ve en güzelleri olan anlatamadığım hislerimse bana kaldı. Belki karşımda biri olsa buraya yazarak anlatamayacağım hislerimi de kahvenin köpüğüne baktığım gibi gözlerine bakarak anlatırdım.

     'Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı var' deriz ya hani...

Hiç yorum yok: